ayakta uyumayı fiilen mümkün hale getiren bu tasarımın kullanım mecrasıyla ilgili herhangi bir tahminde bulunamıyorum. aslında bulunuyorum da "olacak o kadar" skeçlerinden öte gitmeyen tahminler... kim, niye böyle bir yatak alır ki? hadi bir hata etti de aldı diyelim. o güzelim uyku esnasında başına gelebilecekleri hayal etmek bile tüylerimi ürpertti. burası istanbul...
manga, berlin'de düzenlenen mtv ödüllerinde "avrupa'nın en iyi sanatçısı" ödülünü almış. ödülün ismini heceleyerek okudum, kesmedi bütün haber portallarında tek tek baktım, evet en iyi sanatçı diye bir ödül almış... manga bir ödül alacaksa, grup kategorisinde olmalıydı diye düşündüm. kafam karıştı. kliplerini izleyip saydım: bir, iki, üç, dört, beş adam var... sahnede beş adam.
cumhuriyetin 86. yıl resepsiyonunda "pastadan atatürk çıkması" kadar iğrenç bir fikri nasıl ve niye hayata geçirdiler? böylesine resmi bir organizasyonda, ev partisi tadında espriler yapmak hangi organizasyon şirketinin müthiş!!! fikri merak içindeyim. nasıl canlılar olduğunuzu bilmem zaten şahsınıza lafım yok. ama pastadan atatürk çıkması ne arkadaş?
yıllardır okuduğum ve hayatıma yön veren bir kitap varken, başka bir kitap için "bir kitap okudum hayatım değişti" cümlesini pek kurmam. ama bu kez bu cümleyi çok güçlü bir şekilde hissederek kuruyorum. bir kitap okudum, hayatım değişti...
var olmanın gücü'nü tavsiye üzerine alıp okumaya başladım. ilk altmış sayfadan sonra bir daha eskisi gibi hissedemeyeceğimi, bir daha eskisi gibi düşünemeyeceğimi anladım. her zaman kendime sorduğum "ben kimim?" sorusuna verilebilecek cevapları bulacağım adrese yönlendirdiği için sanırım. ben kimim? ben hiç kimseyim. tabii bu kabaca verilen cevabı derinlikleriyle kitapta buluyorsunuz. zihninizi tanıyorsunuz. egonuzla yüzleşiyorsunuz ve tabi acı bedeninizle... ve tüm bunların hayatınızı nasıl kirletiğini kendi hayatınızdan örneklerle açıkça görebiliyorsunuz. ve paralelinde ego ve acı bedeninizle nasıl yaşayacağınızın yöntemlerine de yer verilmiş. denedim gördüm, hakikaten gerçek hayatta çok geçerli, çok kıymetli yol haritaları... tanıdığım herkese tavsiye ediyorum. aman zaman kaybetmesinler...
önceden bana "pişman olduğum bir şey olup olmadığı" sorulduğunda tüm samimiyetimle "hayır yok" derdim. böyle de hissederdim. kitabı okuduktan sonra cevabım değişti. "egom ve acılarımla kaybettiğim her bir saniye için pişmanım" öyle böyle değil "büyük bir pişmanlık"... okumalı mutlaka okumalı....
uyandığımdan beri dilimde bir şarkı "dağdan bir kız gelir döne döne"... içim de bir kıpır kıpır... bir anlamsız... yeni gündemimiz "dağdan dönüş" yüzünden takıldım sanırım bu susam sokağı şarkısına. hmm filiz bugün çok... off bildiğim filiz işte!